“Ben A.Ş.’yi azarlamıyor; toplantıya çağırıp gerçekten dinliyor.”
Özge’nin en güçlü yanı, bilgiyi vitrine koymak yerine hayata sürmesi. Bunun için bitmeyen yaşam enerjisi ve kimsenin taklit edemeyeceği yaratıcılığını esirgemeden kullanıyor. Bu kitapta ne kahramanlık taslıyor ne de akademik bir sis perdesinin arkasına geçiyor. Kuvvetli psikoloji bilgisi var ama bunu okurun kafasına fırlatmıyor. Mizahı var ama meseleyi sulandırmıyor. Bu kitap, dağılmayı bir ahlaki kusur gibi değil, “Burada sistemsel bir şey oluyor” diyerek ele alıyor. Okuyucuyu daha iyi bir versiyon olmaya zorlayan değil, daha dürüst bir yönetici olmaya davet eden bir kitap.
KİTAP GÖRÜŞLERİ
Ben A.Ş.'ye 30 Ayrı Bakış
Benlik Müessesesi Yüksek İstişare Konseyi ve Ben A.Ş. hissedarları; yazarlar, psikologlar, akademisyenler ve girişimciler, Benlik Müessesi'ni Yönetmek'i kendi perspektiflerinden yorumladı.
“Salon aklıyla düşünüp, sokak ağzıyla konuşan bir rehber!”
Özge Hoca’nın kafasındaki beyin değil, adeta bir disko topu! Akademik mengenede otantikliği ve mantığı bükülmemiş bu metin, “İçimdeki benlerle ne yapacağım?” diyen o parçalanmışlık hissini görkemli bir “benlik festivaline” dönüştürüyor. Her sayfa, akademik donanımı ve toplumsal yazılımı iç içe geçmiş, kılçıkları ayıklanmış bir “fikir filetosu” kıvamında. Kendi “çokluklarınızdan” korkmak yerine onlarla beraber şarkılar söylemeyi öğreneceksiniz. İçsel kapsayıcılığı keşfedin: Çoksunuz, o halde varsınız!
“Bilgiyi bir özgürleşme aracı olarak görenlerin kitabı.”
Bu kitabın gerçek bir bilim insanının kaleminden çıktığı daha ilk satırlardan belli! Özge, insan davranışını yalnızca “normal” ve “anormal” kategorileri üzerinden düşünmenin, başkalarını ve kendimizi anlamamıza engel olabileceğini çok iyi biliyor. Egemen psikoloji söylemlerini bilimin rehberliğinde ama şefkat yüklü bir dille sorguluyor.
“İnsan, kendini kendi içinde değil, bir başkasının gözünde bulur.”
“Ben” dediğimiz şey, bir sahnedir. İçimize yerleşen o göz bazen destekleyici, bazen tacizkârdır. Özge Kantaş tam da o görünmez bakışın izini sürüyor. Benliği bir makine gibi değil, yaşayan bir organizma olarak ele alırken, insanın kendini en iyi bir “biz”in içinde öğrendiğini hatırlatıyor. Benliğin mimarisini anlamak isteyenler için güçlü bir düşünme daveti. Sahi, seni sen yapan bakış hangisi?
“Motivasyon bilimini laboratuvardan Yönetim Kurulu’na taşıyor.”
Özge, entelektüel derinlik ve yaratıcı bir netlikle motivasyon bilimini laboratuvardan çıkarıp benliğin iç yönetim kuruluna taşıyor. Böylece sürdürülebilir bir esenlik hali için hem psikolojik açıdan titiz hem de dönüştürücü bir çerçeve sunuyor.